top of page

Kibir Bir Duygu Değil, Bir Denklem mi? Eksi Bir'in Gürültüsünde "Bir"i Aramak Üzerine

25 Tem
2 dakikada okunur

Felsefe, teoloji ve kişisel gelişim ekseninde yazılan pek çok kitap, çoğu zaman aynı soruya farklı cevaplar verir: İnsan neden kötülüğe yönelir? Ulaş Yurdakul, Eksi Bir'in Gürültüsünde "Bir"i Aramak adlı eserinde bu soruya alışılmışın dışında bir önerme getiriyor. Kitap, kötülüğü yalnızca ahlaki ya da psikolojik bir mesele olarak değil; matematiksel bir model üzerinden açıklamaya çalışıyor. Daha ilk sayfalarda ortaya konulan "-1 = kibir, +1 = vicdan" denklemi, kitabın omurgasını oluşturuyor.


"Asıl savaş, hakikatin pozitif değeri olan 1 (Vicdan/Teslimiyet) ile, o hakikatin tam zıttına yönelmiş, onu bükmeye ve yok etmeye çalışan yıkıcı bir enerji olan -1 (Kibir) arasında yaşanmaktadır."


Bu yaklaşım, kitabı klasik dinî metinlerden ya da kişisel gelişim kitaplarından ayıran ilk unsur. Yurdakul, soyut kavramları yalnızca manevi referanslarla açıklamıyor; matematik, fizik ve bilgisayar bilimlerinden aldığı kavramları düşünsel bir metafor olarak kullanıyor. "Sıfır", "tekillik", "algoritma", "referans noktası" gibi kavramlar, kitap boyunca yalnızca bilimsel terimler değil; insanın iç dünyasını anlamaya çalışan semboller hâline geliyor.


Eserin dikkat çeken yönlerinden biri de dili. Akademik görünmeye çalışan ağır bir anlatım yerine, okurla konuşmayı tercih eden bir üslup benimsiyor. Özellikle bölüm girişlerinde kullanılan örnekler ve benzetmeler, kitabın teorik yapısını daha okunabilir hâle getiriyor. Hesap makinesinde görülen "Error" uyarısından hareketle insan aklının sınırlarını tartışması ya da boş bir bardağı teslimiyet metaforuna dönüştürmesi bunun başarılı örneklerinden biri.


Kitabın merkezindeki düşünce ise yalnızca "kibir kötüdür" demekle sınırlı kalmıyor. Yazar, kibri insanın bütün düşünme biçimini etkileyen temel bir sapma olarak görüyor. Bu nedenle siyasetten teknolojiye, tarihten din anlayışına kadar pek çok alanı aynı matematiksel model üzerinden okumaya çalışıyor. Bu bütüncül yaklaşım, kitabın en iddialı tarafı olduğu kadar en çok tartışılabilecek yönünü de oluşturuyor.


"Çıkış yolu; kibrin o gürültülü ve yeminli yalanlarını susturup, gerçek '1' olmanın şeffaflığına dönmektedir."


Türk düşünce geleneğinde Nurettin Topçu, Sezai Karakoç ya da Cemil Meriç gibi isimler ahlak ve medeniyet meselelerini daha çok felsefi ve edebî bir dille tartışırken, Ulaş Yurdakul aynı meseleleri matematiksel metaforlar üzerinden yeniden yorumlamayı deniyor. Bu tercih, kitaba özgün bir kimlik kazandırıyor. Her okurun aynı ölçüde ikna olacağı söylenemese de, kitabın asıl amacı da kesin hükümler vermekten çok yeni bir düşünme zemini açmak gibi görünüyor.


Öte yandan eser, okurundan dikkat talep ediyor. Kavramlar bölüm bölüm birbirinin üzerine inşa edildiği için hızlı tüketilebilecek bir metin değil. Bazı yerlerde tekrarlar göze çarpsa da bu tekrarlar, yazarın kurduğu düşünce sistemini pekiştirme amacı taşıyor.


Sonuç olarak Eksi Bir'in Gürültüsünde "Bir"i Aramak, din, felsefe ve bilimi ortak bir zeminde buluşturmaya çalışan iddialı bir deneme. Okuru hazır cevaplarla değil, sorularla baş başa bırakıyor. Kitabı bitirdiğinizde akılda kalan şey yalnızca "-1" ya da "+1" metaforu değil; insanın kendisini hangi referans noktasından okumaya başladığı sorusu oluyor. Günümüzde düşünmeye zaman ayıran metinlerin giderek azaldığı bir dönemde, bu eser en azından o soruyu yeniden sormaya cesaret ediyor.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page