Katmandu...
İlk bakışta sıradan bir yolculuğun durağı gibi görünen bu şehir, sayfalar ilerledikçe bambaşka bir anlam kazanıyor. Çünkü bazı şehirler ziyaret edilmez; insanı dönüştürür.
Doğanın sarsıntısı yalnızca toprağı değil, insanın içindeki düzeni de sarsabilir. Yıkılmış sokakların arasında kaybolan şey sadece binalar değildir. Güven duygusu, anlam arayışı ve alışılmış hayatlar da sessizce çöker. Tam da bu noktada, insanın kendine sormaktan kaçındığı sorular gün yüzüne çıkar.
Bu kitap, bir felaketin değil; o felaketin insan ruhunda yarattığı kırılmanın izini sürüyor. Dış dünyadaki yıkım ile iç dünyadaki çözülme arasındaki o ince çizgide; insanın aslında neye tutunduğu, neyi gerçekten taşıyabildiği sorgulanıyor.
Çünkü bazen bir şehir yıkılır ama sonrasında asıl sarsıntı insanın içinde başlar.
Bazen bu yolculuk, insanın bir yere varması için değil, içindeki arayışın başlaması için yapılır.
.png)
